İzale-i Şuyu (ortaklığın giderilmesi) Davalarında

  1. YARGITAY 6.HD. 10.09.1962 T. E. 4499 SAYILI KARARI

“ Evvelki malik tarafından açılan şuyuun giderilmesi davasını yeni malikin takip etmeye yetkisi vardır”
(Karar ; C.Erdoğan, Ortaklığın Giderilmesi 1999 s. 204 de bu şekilde yazılıdır .)

2. YARGITAY 11.HD. 14.04.1995 T. 1995/2043 E. 1995/3373 K. SAYILI KARARI 

“Buradaki uyuşmazlık, davacının davanın devamı sırasında alacağı başkasına temlik etmesi halinde, alacağı temellük eden üçüncü kişi davalının iznini almadan kendiliğinden davacının yerine geçip davayı takip edip edemiyeceği noktasında toplanmaktadır.
Uygulamada Yargıtay’ın bazı Daireleri, devreden davacı, bu sıfatını yitirmiş olup artık bu davayı izleyemez, davalı da deviralan üçüncü kişinin yeniden dava açması gerektiğini ileri sürüp davanın reddini istediği için müddeabihi devir alan üçüncü kişi davayı yürütemez. Bu durumda, davanın usul yönünden reddi gerektiğini kabul etmektedir ( Y. 13. H.D. 30.5.1978 E.2373 K.2559 aynı Dairenin 20.4.1981 gün gün 1981/1420-2974 ).
Çoğunlukta olan Hukuk Genel Kurulu ve Daire Kararlarında ise, müddeabihin dava sırasında davacı tarafından üçüncü şahsa temlik edilmesi halinde, üçüncü şahıs davalının rızasını almadan, kendiliğinden müddeabihi devretmiş olan eski davacının yerine geçer onun hak ve yetkilerini kullanır. ( Y.H.G. 1.6.1984 gün E.1982/1-189 K.645, H.G.K. 19.10.1983 gün 1980/1-2348 K.973, H.G.K. 25.4.1984 gün E.1/267K.474, Y.14.H.D. 23.3.1983 gün 8068/2481, T.D. 15.12.1970 gün 645/5122 sayılı İçtihatlar Prof. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt: 3, Sh. 2734 ve 2736, Cilt: 5, Sh. 4585-4585, İ.K.İ.D Şubat 1985 Sh. 3162 )
Çoğunluk görüşünün Usul Ekonomisi ve cüz’i halefiyet ilkesine uygun düştüğü, müddeabihi devir alanın, davalının rızasını almadan davaya devam etmesi halinde davalının hukuki durumunda bir değişiklik olmayacak ve davaya kaldığı yerden davalıya karşı devam edilecek bu hal yargılama giderini asgariye indirecektir. Bu hal tarzının H.U.M.K. 185/II bent 2. fıkrasında da uygun bulunduğu kabul edilmelidir. “

3. YARGITAY HGK. 17.10.2001 T. 2001/1-943 E. 2001/724 K. SAYILI KARARI 

“Mahkeme, “HUMK.nun 186. maddesine göre dava ikame edildikten sonra iki taraftan biri müddeabihi başkasına temlik ederse diğer tarafın tercih hakkının bulunduğu, bu tercih hakkının temlik edene karşı olabileceği, maddenin davacı ve davalı ayırımı yapmadığı, her iki taraf için eşitlik içinde yasa maddesinin uygulanması gerektiği, olayda davalı, devralanla yargılamanın sürdürülmesine izin vermediğinden davacının aktif dava ehliyeti kalmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, Özel Daire “Dava konusu taşınmazı dava açılmasından sonra devralan tarafından, açılan iş bu davayı takip etme isteğinin kabul edilip davanın esasına girilmesi gerektiği” gerekçesiyle kararı bozmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
1- Yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık, dava konusu şeyin dava açıldıktan sonra davacı tarafından üçüncü kişiye temlik edilmesi halinde taşınmazı devralan üçüncü kişinin davalının iznini almadan kendiliğinden davacının yerine geçip davayı takip edip edemiyeceği noktasında toplanmaktadır.
Bir hakka veya bir şeye sahip olan kişinin tasarruflarında serbestliği ilkesi vardır. Ayrık durumlar hariç, tarafların, dava sırasında dava konusu hak veya şeyi başkalarına devir ve temlik etmelerine yasal engel bulunmamaktadır. Bu ilkeyi gözeten HUMK.nun 186. maddesi; bir davanın açılmasından sonra dava konusunun gerek davacı, gerekse davalı tarafından bir üçüncü kişiye devir ve temlik edilmesi halinde yapılacak usuli işlemleri düzenlemiştir. Buna göre, devralan kişi davalının rızasına lüzum olmadan devreden davacının yerine geçer ve onun hak ve yetkilerini kullanabilir. Kararlılık kazanmış yargısal uygulamalar da aynı doğrultudadır. Davalının oturum zaptına geçen beyanı bu ilkenin gözetilmesinde sonuca etkili olmaz ( Hukuk Genel Kurulunun 25.4.1984 gün, 82/267 E, 84/474 K, HGK. 1.6.1984 gün, 82/189 E, 84/645 K. sayılı kararları ).
Bu nedenle mahkemece, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen ve yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda işin esasına girilerek inceleme yapılması ve soncuna göre karar verilmesi gereğine değinen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”

  1. Muhsin