Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma

T.C.
YARGITAY
2. Hukuk Dairesi

E:2011/13318
K:2012/10996
T:26.04.2012

Boşanma
Ortak Hayatın Yeniden Kurulamaması
Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma
Kusur

Özet
Türk Medeni Kanunu’nun 166/son maddesi uyarınca, fiili ayrılık nedeniyle boşanma kararı verilebilmesi için, daha önce eşlerden biri tarafından açılmış ve retle sonuçlanıp kesinleşmiş bir boşanma davasının mevcudiyeti ile, bu davanın kesinleşme tarihinden itibaren en az üç yıl süreyle evlilik birliğinin yeniden kurulamamış olması gerekli ve yeterlidir. Fiili ayrılık nedenine dayalı boşanma davasında boşanma kararı için kusur araştırılması gerekmemektedir. Kusur, boşanmanın ekiolan nafaka ve tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde bir unsur olarak araştırılması gerekir.

4721 s. Yasa m. 164,166/1-2

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm, davacı koca tarafından kusura ilişkin gerekçe, tazminatlar ve nafakalar yönünden; davalı kadın tarafından ise boşanma hükmü ile nafakalar ve tazminatların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Toplanan delillerden, davacı kocanın terk (TMK md. 164), davalı kadının evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK md. 166/1-2) hukuksal nedenlerine dayalı olarak açtıkları boşanma davalarının birleştirilerek yapılan yargılaması sonucu, her iki davanın reddine ilişkin karar 23.06.2006 tarihinde kesinleştiği ve bu tarihten sonra temyiz incelemesine konu davanın açıldığı 29.06.2009 tarihine kadar evlilik birliği yeniden kurulamamış, Türk Medeni Kanunu’nun 166/son maddesindeki boşanma koşulları oluşmuş olduğundan; davalı kadının tüm, davacı kocanın ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde bulunmuştur.
Türk Medeni Kanunu’nun 166/son maddesi uyarınca fiili ayrılık nedeniyle boşanma kararı verilebilmesi için, daha önce eşlerden biri tarafından açılmış ve retle sonuçlanıp kesinleşmiş bir boşanma davasının mevcudiyeti ile bu kesinleşme tarihinden itibaren en az üç yıl süreyle evlilik birliğinin yeniden kurulamamış olması gerekli ve yeterlidir. Fiili ayrılık nedenine dayalı bu boşanma davasında boşanma kararı için kusur araştırılması gerekmez. Kusur, boşanmanın eki olan nafaka ve tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde bir unsur olarak araştırılması gerekir. Tarafların retle sonuçlanan önceki boşanma davalarında, taraflara yüklenebilecek bir kusurlu davranış belirlenmiş değildir. Yine, eylemli ayrılık döneminde de taraflara yüklenebilecek bir kusurlu davranışın varlığı iddia ve kanıtlanmamıştır. Davanın dayanağı olan önceki boşanma davasında her iki tarafın davası da mevcut olup; her ikisi de reddedilmiştir. Bu nedenle, boşanma sebebi yaratma bakımından da taraflardan sadece birine kusur yüklenemez. O halde, Türk Medeni Kanunu’nun 166/son maddesine dayalı bu davada, taraflara bir kusur yükleme imkanı yoktur ve boşanmaya yasal koşulların gerçekleşmiş olması nedeniyle karar verilmiştir. Boşanmanın eki olan maddi ve manevi tazminatlar ise kusurlu olan taraftan istenebilir (TMK md. 174/1-2). Yukarıda açıklandığı gibi, bu davada davacı kocaya yüklenebilecek bir kusur bulunmamaktadır. Gerçekleşen bu durumkarşısında, Türk Medeni Kanunu’nun 174/1-2. maddesindeki koşulları oluşmadığı halde; davalı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi yerine; yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuş; bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple davalı kadın yararına hükmedilen maddi ve manevi tazminatlara yönelik olarak (BOZULMASINA), bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte açıklanan sebeple (ONANMASINA), istek halinde temyiz peşin harcını yatıran Erdoğan’a geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 26.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

  1. Nuri